Geri git   Pembelim.Net *Forum > AŞK SEVGİ > Aşk Hikayeleri

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-12-2010, 02:32 PM   #1
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart ömeR KöRoGLu-SiiR&HiKaYeLeR

AnLaDiM

Bunca zaman bana anlatmaya çalistigini, kendimi buldugumda anladim.
Herkesin mutlu olmak için baska bir yolu varmis,
Kendi yolumu çizdigimde anladim.

Yüreginde ask olmadan geçen hergün kayipmis,
Ask pesinden neden yalinayak kostugunu anladim.

Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermis,
Neden kendine asik oldugunu anladim.

Aci doruga ulastiginda gözyasi gelmezmis gözlerden,
Neden hiç aglamadigini anladim.

Aglayani güldürebilmek, aglayanla aglamaktan daha degerliymis,
Gözyasimi kahkahaya çevirdiginde anladim.

Ve sevilenle aglayamiyor, kaçiyorsan ondan, çaresizliktenmis,
Senin acin için odamda tek basima hiçkiriklarla agladigimda anladim.

Bir insani herhangi biri kirabilir, ama bir tek çok sevdigi acitabilirmis,
Çok acittiginda anladim.

Fakat, hakedermis sevilen onun için dökülen her bir damla gözyasini,
Gözyaslariyla birlikte sevinçler terkettiginde anladim.

Ìyi niyet tokmakmis sevilenin basina bazen,
Basimda sislikler olusunca anladim.

Yalan söylememek degil, gerçegi gizlememekmis marifet,
Yüregini elime koydugunda anladim.

Tek basina ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yaninda tutanlar varmis,
Neden hiç yalniz kalmadigini anladim.

Ve "Sana ihtiyacim var, gel" diyebilmekmis güçlü olmak,
Sana "git" dedigimde anladim.

Biri sana "git" dediginde, "kalmak istiyorum" diyebilmekmis sevmek,
Git dediklerinde gittigimde anladim.

Dostun seni bir kez terkedermis, bin kez degil,
Aslinda hep yanimda oldugunu anladim.

Ve bir kez terketti mi seni, affetmek çok zormus,
Ben de affedemedigin seyin ne oldugunu anladim.

Sana sevgim simarik bir çocukmus her düstügünde ziril ziril aglayan,
Büyüyüp bana simsiki sarildiginda anladim.
Özür dilemek degil, "affet beni" diye haykirmak istemekmis, pisman olmak,
Gerçekten pisman oldugumda anladim.

"Affedemem, çok geç" demek gururdan baska bir sey degilmis,
hala sevgi varsa içinde eger,
Tutsak kalbimin kapilarini kirip, içine baktigimda anladim.

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymis, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmis,
Yüregimde sevgi buldugumda anladim.

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermis bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istedigimde anladim.

Sevgi emekmis,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür birakacak kadar sevmekmis.

Daha bir çok sey anladim. Ama en önemlisi.
Daha yolun çooook basinda oldugumu anladim.
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 01-12-2010, 02:40 PM   #2
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

AsK Ve TeRK

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki,ne sewebilir,ne terk edebilirsiniz.Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...........En güzel yıllarınızın,acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi,yazılarınızın ilhamı,sohbetlerinizin konusudur.Göz yaşlarınızda,bilinçaltınızda,kahkahanızdadır.Korku nca saklandığınız bir sığınak,coşunca öptüğünüz bir bayrak...........Sewdanız riyasız,çıkarsız,karşılıksızdır.Sınırsız we nihayetsiz; "Ölmek war ,dönmek yok" tur.Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını....Tutkulu sewdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya.....Şurasından,burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse,öyle demese,değişse biraz ya da eskisi gibi olsa....." Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böylemiydi ya......." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça,bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından....Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz. O, sewgisizliğinize yorar bunu.....İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sew böyle ya da terk et" diye gürler......Bir zamanlar bir gülücüğüyle alaca karanlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden......Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size.....Hoyrattır,bakmaz yüzünüze.....Zehir akar dilinden,konuşturmaz,suçlar,yargılar mahkum eder.Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden..... "İyiliğin içindi hepsi, seni sewdiğim için......" dersiniz,dinletemezsiniz.Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz,lakin böylede sewemezsiniz.İhanetten kırılmıştır kaleminiz; sewerek, terk edersiniz..... "Madem öyle......" nin çağı başlar ondan sonra....Madem ki siz tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir , madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde " günah sizden gitmiştir " . Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. aşkın göçmenlik çağı başlar böylece........ Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre..... Ne war ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni........Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur.Deli kanlılar , eli kanlılar, uğruna ölenler,sırtına binenler sarmıştır çewresini...... Gurur duyar onlarla, koynunda besler,gözünü oysunlar diye....Uğruna kan dökenleri sewer,yoluna gül dökenlerden fazla....... "Bana ne.......kendi seçimi " diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre....



Ama sonra... ansızın kulağınıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden......Yaban ellerde , başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi , şarkısını dinlemeyi , yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi........ Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye........ Dönüp " seni hala sewiyorum " diye bağırmak geçer içinizden..... Dönemezsiniz. Göremedikçe bağlanır , uzaklaştıkça yakınlaşırsınız . Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu , ne onunla olur , ne onsuz .........Hem kollarında ölmek , hem " Ne olacak sonunda " kuşkusu..........Böyle sewemezsiniz. SÜRÜNÜR GİDERSİNİZ.....
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-12-2010, 02:53 PM   #3
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

CiRKiN PoSTaCi

Dünyanın bana zindan olduğu günlerdi. Sanıyorum, birkaç defasında da evden ağlayarak dışarı çıkmıştım... Hayatım kararmıştı da bir ışık bekliyordum sanki, ama yoktu.İşte böyle düşündüğüm günlerde daire kapıma sıkıştırılmış bir mektup buldum. Hayretle baktım üzerinde göndericisi yazmayan zarfa.Sonra odama girip açtım..."Acıları paylaşmak insanların vazifesidir, diyordu. Senin geçtiğin sokakta ben de vardım. Ama bir sokakta ya ben olmamalıydım veya paylaşılmamış acılarını içinde gezdiren bir insan!...Ve ekliyordu sonunda; Sana her gün mektup yazacağım..." Mektubun sonunda da isim yazmıyordu. Peki kimdi bu?.. Kimdi, neden yazmıştı bu notu ve neden "bana" yazmıştı? Aslında hoş sözlerdi... Ve aslında bir mektuba da deliler gibi ihtiyacım vardı. Acaba dediğini yapacak mıydı, yazacak mıydı her gün?.. Bunu zaman gösterecekti. İlk gün kafam karışıktı. Hem kendi problemlerimi, hem dün gelen mektubu, hem de yeni mektupların gelip gelmeyeceğini düşünüyordum. Sonraki gün posta kutumda beyaz bir zarf buldum. Kalbimin çarptığını hissettim... Yazı aynıydı, odama girip okumaya başladım mektubu. Bu, inanılmazdı...Bir bardak su içercesine bitiverdi mektup. Doymadım! Bir bardak su daha almış gibi kendime ve susuzluğumu kandırır gibi yeniden okudum altı sayfayı... Sanki tanıyordu beni, sanki yıllardır dertleşiyordum onunla... Altıncı sayfanın sonunda diyordu ki; "Yarın yine yazacağım..." Yarın yine yazdı, öbür gün yine... Ve sonraki günler yine yazdı... Her mektubunun sonunda, yarın yine yazacağına ait not vardı ve her gün de dediğini yapıyordu. Her gün işyerinden dönerken kalbim çarpıyordu heyecanla... Her gün görüyordum posta kutumun bugün de boş olmadığını ve gariptir; artık yapayalnız olmadığımı, kalbimin boş olmadığını hissediyordum. Bu mektuplar yüreğime giriyor, sıkıntılarımı eritiyor ve beni yarınlara doğru itiyordu. Zannediyordum ki; bunlar olmadan yaşayamayacağım. Öylesine alışmıştım ki onlara, olmasalar sanki nefes alamayacağım!.. Vakit buldukça oturup eski mektupları bile yeniden okuyordum. Zaman geçti ve zamanla beraber sıkıntılarım da geçti. O günlerden geriye sadece eski mektuplar kaldı. Bir gün içimde karşı koyamadığım bir merak peydahlandı; Kimdi bu?.. Nasıl biriydi?..Onunla ilgili her şeyi merak etmeye başlamıştım. O her gün yazıyordu ve nasılsa her gün yazmaya da devam edecekti!.. Bundan emin olduğum için de, "yazılarında anlattıklarından çok" nasıl bir kalemle yazdığına, neden bu kağıdı seçtiğine, yazı stiline aklımı takmaya başladım...Yazıları öylesine deva olmuştu ki bana, onunla ilgili her şey de mükemmel olmalıydı. Ama her şey... O gün evde kalmıştım. Kahvaltı yapmış ve bu harika mektupların en azından nasıl biri tarafından getirildiğini görmeyi koymuştum kafama... Öğle vaktine doğru sokağa giren postacıyı gördüm. Koşarak aşağı indim. Mektubumu kutuya şimdi bırakmıştı, eli henüz havadaydı... Göz göze geldik. Aman Allah'ım... Aman Allah'ım, bu ne kadar çirkin bir adamdı böyle!.. Dondum kaldım. Oda başını eğdi, döndü ve gitti.Orda, öylesine bekliyordum şimdi... Kutuyu açıp mektubumu bile alamıyordum. Bunca zaman, bunca güzel mektubu, bu kadar çirkin biri mi taşımıştı?.. O öptüğüm, kokladığım, göğsüme bastırdığım, yastığımın üzerine koyduğum mektuplarıma benden önce bu adamın mı eli değmişti?.. Saçmaladığımı biliyordum. Ama böylesine güzel duygularıma bu çirkin yaratık karıştı diye az önce getirdiği zarfı alamıyordum. Kapıyı açtım, dışarı çıkıp bir adım attım. Çoktan gitmişti. "Neye" olduğunu bilmiyordum, ama çok kızgındım. Zarfa dokunmadan çıktım yukarıya. Odama girdim, eski mektuplarıma baktım. Biliyordum, onlar benim en zor günlerimle bugünüm arasına köprü olmuşlardı, ama onlara da dokunamadım. Bu güzelliğe bu çirkinliği yakıştıramıyordum!.. Yarın iş dönüşü baktım ki, kutumda hâlâ o aynı "kirli" mektup var! Almadım. Sonraki gün baktım; aynı mektup yine yapayalnız beklemekte. Bir kaç gün sonra ise kutuya bile dönüp bakmamaya başladım!.. Altı-yedi hafta sonra dünya yine karanlık gelmeye başladı bana. Bir dosta, bir morale ölürcesine ihtiyaç duymaya başladım. Her şey çok ağırlaşmıştı yeniden. Uyku bile uyuyamıyordum. Gece yarısını geçiyordu aklıma o mektup geldiğinde. Tereddüt bile etmeden aşağı indim, kutumu açtım ve mektubumu aldım. Bir saat içinde üç defa okumuş... Özlemiş olarak göğsüme bastırmış...Ve uzun zamandır ilk defa böylesine huzur içinde uyuyabilmiştim. Bunlar benim ilacımdı, biliyordum. En çok o gün merak etmişim, bir daha ne zaman yeni bir mektup geleceğini... Ve o akşam gözlerime inanamadım; kutumda mektup vardı. Yazı aynıydı,zarfta yine isim yoktu. Üstelik bunda postanenin damgası da yoktu... Açtım zarfı; içindeki kısacık mektupta şunlar yazıyordu: "Sana gelmiş bir mektubu kırk sekiz gün okumamakla ne kazandığını bilmiyorum... Ama artık benim sana yazmaya vaktim olmayacak. Çünkü tayinim çıktı ve bugün başka bir şehre gidiyorum.Hoşçakal. Çirkin Postacı!.." Donmuş kalmıştım şimdi...Derin bir pişmanlık düğümlendi boğazıma, hıçkırarak eve girdim. Çantamı açtım; tarakların, rujların ve diğer karışıklığın arasında bulduğum mavi göz kalemiyle, bir kağıda;"Lütfen bana tekrar yaz" yazıp posta kutuma koydum. Bir daha hiç kilitlemediğim kutuda, aynı notum iki yıldır yapayalnız bekliyor!


NeDeN DiS GöRüNüSe Bu KaDaR öNeM VeRiYoRuZ
SoNuCta BiR iNSaNiN KaSiNa GöZüNe DeGiL, KaLbiNe AsIk OlmUYoRMuYuZ
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-12-2010, 03:00 PM   #4
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

öYLe CoK SeViYoRuM Ki

Karsimdasin.Elimi uzatip dokunabiliyorum sana.Ne büyük mutluluk bu...Gördügüm en güzel seysin.Senden öte tanimladigim baska hiçbir sey yok.Her sey senin adinla basliyor benim dünyamda.Bütün çiçekler sen,bütün yildizlar sen...Bir sanat eserisin,bakmaya doyamadigim.Tanrinin bana armaganisin ve artiyor her geçen gün sana hayranligim.Yüzünde kuslar,gözlerinde hayatin ta kendisi war.Öyle gerçeksin ki....
Gözümü açiyorum sen,kapiyorum sen...Hiç bitmeyen serüwen...Günümün en keyifli ani,uykumun en tatli rüyasi...Seni soluyorum,havadasin.Seni kokluyorum,dogadasin.Hele simdi sonbaharsin.Ya da sonsuz bahar.Seni yasiyorum,canimdasin.CANIMSIN.... Sarilsam sana , bin yil geçse,bir an bile ayrilmasak...Ten tene,yürek yürege sonsuz baharin en ask dolu iki yapragi olsak...Agaç agaç gezip,yesersek, açsak.Yere düssek,kalksak...Seni bilsem,bir tek seni...Seni görsem,bir tek seni...Sesin sarhos etse beni...Öyle içimdesin ki...
Bir saniye iste benden sensiz geçirdigim,weremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman,istemem.Seninle yeniden dogdum yeniden dogusun kanitiyim ben.Senden önce geçen zamani,sana ulasmak için yürüyerek geçirmisim,kimmisim bilememisim.Simdi basimi çewirip geriye bakmiyorum bile. O yol yüründü we bitti,artik seninle yürünecek bambaska bir yol war önümde.Yorgunluk nedir bilmeyecegim, hiç sikayet etmeyecegim we bir tek adimda bile tökezlemeyecegim uzun, ask dolu bir yol.... Öyle aklimdasin ki.....
Ah sensiz kalmiyor muyum , bazen yikasim geliyor gördügüm bütün duwarlari.Ardinda seni bulurum saniyorum. Ne ayri koyduysa bizi,zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor.Sana dokunmami engelleyen ne warsa,bir kadehi yere çarpip tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum.Isyanim tasiyor,kendi öfkemden korkuyorum...Ve kavusmak....Bunu düsünmek içimde kirilmis bütün aynalari tamir ediyor. Mavi bir yagmur basliyor,islaniyorum.Mawiye boyaniyorum. ÖYLE ÖZLÜYORUM KI.....
Sen ol,hep ol,benimle ol,bende ol....Sendeyim ben,yüregimi koydum yüreginin üzerine.Ask bu baska isim arama.Hem de en koyu,en deli,en tutkulu....Ögrenecegim çok sey war sana dair.Bilmedigim çok sey war.Ama bir seyi çok iyi biliyorum.....

SENI ÖYLE ÇOK SEVIYORUM KI...
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-18-2010, 03:42 PM   #5
OGUZzZ
Administrators
 
OGUZzZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: Türkiye
Yaş: 24
Mesajlar: 271
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 20
OGUZzZ isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
OGUZzZ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

evet güzel yazmışsın >>vesaire>> ELLERİNE GÖNLÜNE SAĞLIK........
__________________
OGUZzZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-20-2010, 05:06 PM   #6
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart



TsKLer OGuZ
__________________
SeVDaN iCiMDe BiR KuRSuN MiSaLi...KaNaR DuRuR GöNLüM GiTTiN GiDeLi...
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-20-2010, 05:18 PM   #7
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

YAŞ

YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.

YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.

YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13 Annemle babamın elele tutusmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.

YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.

YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.

YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..

YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.

YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.

YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.

YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 64 Mutluluğun parfum gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına basağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.

"Dün sabaha karşı kendimle konuştum.Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum
"
__________________
SeVDaN iCiMDe BiR KuRSuN MiSaLi...KaNaR DuRuR GöNLüM GiTTiN GiDeLi...
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-22-2010, 07:57 PM   #8
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

Bekleyisin Öyküsü

Günler güz yaprakları gibi birer bir er dökülürken ayaklarımın
Dibine ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
SEN YOKTUN...
Binlerce adim attım bu kentin sokaklarında her köseyi her parkı her ağacı
ezberledim. Sevdaya bulanmis her kaldirim tasinda senin adini aradim.
SEN YOKTUN...
Evlerin duvarlari birer bir er üzerime yikildi her bir hücremin acisini
ta yüregimde hissederken beni enkazin altindan çekip alabilecek elini aradim.
SEN YOKTUN...
Özlem sarkilarini ezberledim. Kimini bagira çagira kimini fisiltiyla
söyledim. Karanliga haykirdim hasretini sesimi duyacaksin diye bekledim.
SEN YOKTUN...
Senden gelecek tek bir haberi bekledim saatler asir gibi geldi geçmedi.
Çalan her telefonu yüregimin deli gibi çaglayana dönen atislariyla açtim.
Senden baska duydugum her seste hep ayni hayal kirikligini yasadim.
Onlar beni duymak istiyordu. Ben ise seni.
SEN YOKTUN...
Seni aramaktan yorgun düsmüs bedenimi karanligin kucagina uzattim her gece
bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasini istedim. Olmadi! Kaç
gece sabahi ettim gözlerimi kapamadan kaç gece merdivendeki ayak seslerini
dinledim gelen sensindir diye.
SEN YOKTUN...
Her yagmurla birlikte hüzünde yagdi bu kentin üzerine. Bulutlar yalnizligin
isaretiydi benim için. Beni islatan yagmur olmadi. Ben senin özleminle
sirilsiklamdim her mevsim. Hayat bana merhaba dedi. Uzun kistan sonra gelmez
dedigim göçmen kuslarin dönüsünü gördüm.
SEN YOKTUN...
Denizin sonsuz maviligine umut bagladim kiyilarda fark ettim
bekleyislerimi. Hep sensiz gemiler geçti limandan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eslik ettim.
SEN YOKTUN...
Gözümden tek bir yas akmadi. Onlar sana aitti.
Sana kalmaliydi.
Kimselere söyleyemedim acilarimi bekleyisimin öyküsünü kimselere anlatamadim.
Nice firtinalar koptu yüregimde dalgalar dövdü hayallerimi.
Siginacak bir liman yaslanacak bir omuz aradim.
SEN YOKTUN...
__________________
SeVDaN iCiMDe BiR KuRSuN MiSaLi...KaNaR DuRuR GöNLüM GiTTiN GiDeLi...
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-22-2010, 08:02 PM   #9
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

BENİ BÖYLE SEV


Seveceksen Böyle Sev

senin keyif aldıklarından benim her zaman keyif almam gerekmediği ihtimalini düşünerek sev beni.
........
söyleyeceğimi zannettiğin sözcükleri söyleyerek söyleyeceklerimi ipotek altına almadan sev beni.
her daim güvenerek ve hiç gitmeyeceğimi sanarak sev beni.
iyi olduğuma emin olsan bile nasıl olduğumu merak ederek sev beni.
........
zorlandıklarımı benim için kolaylaştırmadan ama omuz vererek sev beni.
........
sorgulamadan,şüpheye düşmeden,sınırlar koymadan,özgürlüğümü kısıtlamadan sev beni.
kırgınlıklardan sonra beyaz bir sayfa açtığımı ama başka beyaz sayfalar açmak istemediğimi hissederek sev beni.
omzuna ihtiyacım olduğunda bunu yapman mümkün olmasa da imkansızı yapacak kadar sev beni.
soğukta üşüyecek,sıcakta terleyecek kadar...
seninle gittiğimiz yerlere bensiz gittiğinde 'yanımda olsaydın keşke' diyecek kadar...
meyve tabağındaki meyvelerin kötüsünü yiyip iyisini bana bırakacak kadar sev beni.
yapmak istediklerim sana ters gelse de sırf ben çok istiyorum diye yüreklendirecek kadar çok sev beni.
yanlış anlatsam da doğrusunu anlayacak ve yüzüme vurmayacak kadar sev beni.
dahası;kimseyi sevmediğim kadar sevdiğimi bilerek sev beni.
__________________
SeVDaN iCiMDe BiR KuRSuN MiSaLi...KaNaR DuRuR GöNLüM GiTTiN GiDeLi...
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-22-2010, 08:11 PM   #10
VeSaiRe
Örnek Üye
 
VeSaiRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: KentsIz
Yaş: 20
Mesajlar: 55
Ruh Hali:
Tecrübe Puanı: 1
VeSaiRe will become famous soon enough
Standart

Aşk sınır tanımaz derler bilirsiniz!

Bir gün üniversiteli bir delikanlı,hergün bindiği metroda o kızı görür, saçları altın sarısı,gözleri okyanus mavisi ve hiç açıldığını görmediği dudakları kiraz kırmızısı.Her sabah o trenin hangi vagonuna ve hangi saatte biniceğini hesaplayarak çıkar evinden delikanlı.Aradan aylar geçmiştir ama kız bir kez olsun farketmemiştir delikanlıyı! Üniversiteli aşık her sabah gözlerinin ayarını hiç bozmadan bir yolunu bulup onunla göz göze gelmeye adar hayatını.Ve işte öyle günlerden birinde, delikanlı biraz geç kalır metro nun kalkış saatine, tam merdivenlerden inerken birinin daha aynı kapıya onunla beraber koştuğunu farkeder başını çevirdiğinde. O kızdır onunla aynı anda geç kalan,ama güzel sarışın bakışlarıyla olduğu yerde durup,ona bakakalan genç adamı geride bırakarak tam kapıların kapanmasına yakın, atar kendini vagona....Genç üniversiteli vagondan içeri süzülen kalp sancısını izler istasyondan.Ve işte aylardır başarmaya çalıştığı şeyi o an başarır genç adam,kız kendisini çaresiz bir şekilde izleyen o şaşkın ve bir o kadar üzgün bakışları farketmiştir arttık.O da kilitlenir ister istemez genç adama içinde tanımlayamdığı duygulara ev sahipliği yaparak.Genç adamsa oturup bir sonraki treni bekler ertesi sabah tekrar karşılaşmak umuduyla.Kısa bir beklemeden sonra karşıdan gelen treni görüp kalkar yerinden... aşinalık işte, o güzel kız olmasada,ayakları o vagona yönelir yeniden, inen yolculardan sonra kapıdan içeri ilk adımı atar ve başı önde hemen oturur bi koltuğa...Tren hareket ettikten kısa bir süre sonra sırtının dayalı olduğu koltukta oturan yüzünü göremediği birinin eli ona bi kağıt parçası uzatır, bir anlık tepki olucak, kağıtta yazanlar ilk ilgi alanı olur, verenden ziyade; diyordur ki kağıtta muhteşem bi el yazısıyla ; ''Her sabah karşımda durup beni izleyen adam, sana birşey sormak istiyorum; konuşmadanda yaşanırmı aşk? ''Adam herkesi herşeyi unutur birden, dalar gider bir kaç dakikalığına, hemen elindeki kalemle cevabını yazar ve ne yapacağı o an gelir aklına; yani onu kağıdı veren kalp sızısının bir arka koltukta oturduğu gerçeği..Süratle kalkar yerinden döner arkasını, ama boştur koltuk ve biran arka sayfasını gördüğü kağıtta bi not görür:yarın sabah cevabını aynı kağıtta ilet olurmu?

Dünyalar genç adamın olmuştur artık... sabahı zor eder, gece sabaha kadar onu düşünür.Aklına gelen ve o an yazdığı cevap karşısında.Sabah geç kalmamak için koşar adım gider metro istasyonuna ve biner aynı vagona.İşte hayal sandığı dün, bugün nihayetine ericektir az bir zaman sonra; kızın yanı boştur, oturur ve bu sana diye uzatır cavabını ''Kalbin dili, her dilden,her sesten üstündür'' yazan..Kız gülerek onaylar bu cavabı ve o an delikanlıyı şaşkınlıktan lal eden bir not uzatır tekrar eline..Adım ayşen, 2 yıl önce bir trafik kazsında yaşadığım şok, işitme duyularımı kaybetmeme sebep oldu.Gözlerin ve kalbin, gözlerim ve kalbimle konuşabilrmi? ''Genç üniversiteli şok geçirir o an evet mi dese hayırmı..İniceği istasyona geldiğini anlayınca, bir not yazar ve uzatır o tatlı sarışına; yarın yine görüşürüz''..Ve iner trenin o sessiz vagonundan.Aslında eve varmadan kararı vermiştir içinden:EVET.

Ertesi sabah elinde bi gül ile gider istasyona ve karşıdan geldiğini görür 2 günlük rüyasının.İşte o gün başlangıcıdır bu sessiz aşkın.Delikanlı artık mektuplaşmaya, duygularını okuyarak ve yazarak yaşamaya başlar, yan koltuğunda oturduğunu bildiği o rüyasıyla.Hayat yolunda hep yan koltukta oturmasını ister o dünyalar tatlısı kızın ve aradan geçen mutlu ve umutlu 1 yılın sonunda genç adam mezun olma töreninden hemen sonra; o nu hayatının kadını yapmayı ne kadar istediğin yazar karşı sandalyede oturan rüyasına son mektubunda.Bu kez susar,cevap yazmaz kız,ama bunun yerine eğilir adamın kulağına,derin bir nefes aldıktan sonra, o şiir gibi nefesiyle, kiraz dudaklarının arasından şu sözler dökülür; ''Hemde zerre pişmanlık duymadan, binlerce kez evet.''
__________________
SeVDaN iCiMDe BiR KuRSuN MiSaLi...KaNaR DuRuR GöNLüM GiTTiN GiDeLi...
VeSaiRe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:13 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
BULUT ELEKTRONİK SERVİS VE WEB TASARIM HİZMETLERİ

TOPlist